Eski Keltler ve Romalılar, azımsanmayacak ölçüde bir özgürlük vermişlerdi kadına. Ancak Hıristiyanlığın ortaya çıkmasıyla birlikte bu konumda bir gerileme başladı. Ortaçağda tek başına kadınların hâlâ pek çok hakkı vardı, ancak evlenince bu hakların kocası tarafından sınırlandırılması zorunluydu. Böylece, genelde, kadın ikinci sınıf bir yurttaş olarak görülüyordu.
Her şeye karşın, arasıra birey olarak kadınlar da bağnaz tutumları kırabiliyor ve başarılarıyla çağdaşlarını etkileyebiliyorlardı. Gandersheim'lı rahibe Hroswitha oyun yazarı olarak, Bohemyalı, Guillemine dinsel bir önder olarak, Jeanne D'Arc bir asker olarak dişi cinsiyetin erkeklere özgü işlerde bile hiç de aşağı kalmadığını gösterdiler. Dahası, İngiltere Kralı, I. Henry'nin
karısı Matilda ve III. Edward'ın karısı Filipa gibi kraliçeler bile yadsınamaz ölçüde ve çok yararlı siyasal etkiler bıraktılar.
Rönesans, Poitiens Diane Mavarre'li Marguerite, Medic'li Catherine ve İngiltere Kraliçesi I. Elizabeth gibi daha güçlü kadınlar gördü. Margaret Roper (Thomas More'un kızı) gibi bazı soylu kadınlar, aynı zamanda yazarlar ve bilginler olarak ayrı bir ün kazandılar. Gerçekte kadınların entelektüel bağımsızlığı, birçok erkeği korkutup onlara sövüp sayan kitaplar ve broşürlerle saldırıya geçildiği bir noktaya ulaştı. Örneğin, İskoç din reformcusu John Knox «Kadınların Acayip Sınıflanmasına Karşı Koparılan İlk Fırtına» (1558) adlı kitapçığında: «Bir kadının koyduğu kuralı, üstünlüğü, egemenliği, ya da onların herhangi bir ülkenin, ulusun ya da kentin tepesinde kral olmasını desteklemek, doğa'ya karşı gelmektir. Tanrıya hakaret anlamına gelir bu. Kadının yapacağı en kusursuz şey, erkeğe buyruklar vermesi, kurallar koyması değil, ona hizmet ve itaat etmesidir» diyordu. Bu Doğal Yasa tartışması gelecek yüzyıllarda çok kere yalnız dişi monarşizme karşı değil, aynı zamanda kadının herhangi bir yüksek amaca ulaşma isteğine karşı da kullanıldı.
Oysa, Robert Vaughan gibi kadın hakları savunucuları da vardı. Vaug-han, «Kötüniyetli Kötüleyicilere Karşı Kadının Savunmasında Diyalog» adlı kitabında (1542) çift standartlı ahlak anlayışını mahkûm etti. Sonunda, Haec Vir, «Kadıncıl Erkek» broşüründe savunulduğu gibi bazı kadınlar da hücuma kalktılar. Burada erkeklerin olduğu kadar özgür doğduklarını, özgürce seçme ve özgür ruha sahip olduklarını, bir bütünün parçaları gibi ve yaratılışları gereği özgürlükten hoşlanabileceklerini vurguladılar. Her iki cinsiyete de eşit davranılmasını istemeye ve tutsaklıkla kadınlara yapılan baskının eşit sayılması konusunda direttiler.
17. yüzyılda İsveç Kraliçesi Christina, ardından Fransız ve İngiliz yazarları Madam de la Fayette ve Aphra Behn, az sayıda kadın bilgin, oyun yazarı ve romancılar, ilerlemeye devam ettiler. Fransa'da eğitim görmüş kadınlar «salonları» doldurmaya başladı. Moliere'in de güldürülerinde bu dönemde yüksek bir kültüre girmek isteyen kadınların girişimlerini hicvettiği, herkesçe görülebilen bu saygın entelektüel çabalara pek değer verilmedi. Ancak Fransız entelektüel yaşamında kadınların etkisi sürüyordu. Gerçekte bu etki günümüze değin süregelmiştir. Madam de Sevigne'den Madam de Stael'e, George Sand'e ve Simone de Beavoir'e, Fransız kadını, Fransız edebiyatında hatırı sayılır bir yer tuttu.
Bununla birlikte, kadının entelektüel üstünlüğü ayrıcalıklı durumlarla ödüllendirilirken, ne yazık ki kadınlara hâlâ herhangi bir siyasal hak verilmiyordu. İşin doğrusu, gelişen bir doğallık anlayışıyla, kadınların, bir entelektüel eğitim yapmaları bile uygun görülmemeye başladı. Jean Jacques Rous-seau, Emile'inde bunu apaçık koyuyordu ortaya: «Kadınların eğitiminin her zaman erkeğininkiyle ilgili olması gerekir. Hoşnut etmek, bize yararlı olmak, bizi sevmek ve bizleri saymak, bizi gençken eğitmek, büyürken bize bakmak; işte her zaman kadının görevleri bunlardır. Ve bunların tümü, onlara daha bebekliğinde öğretilmelidir.» Böylesi düşünceler, her zaman genel geçer görüşler olarak etkisini gösterdi. 1789 Fransız Devrimi patlak verdiğinde, kadınlara eşit haklar ve eşit eğitim sağlamak için bazı girişimlerde bulunuldu. Marki de Condorcet, 1790 yılında «Kadınların Tam Yurttaşlığa Girişi» adlı denemesinde bunları dikkat çekici bir biçimde ortaya koydu. Ne yazık ki kısa bir süre sonra Condorcet'de «terör devrinin» bir kurbanı oldu ve ötekiler gibi onun önerisi de çabucak alaşağı edildi. Hatta 1793'te Milli Konven-siyon, tüm kadın toplulukları ve salonlarını kapattı. Kadınların tüm siyasal hakları hiçe sayıldı. Bu arada Talleryrand, yeni hükümetin eğitim programını hazırladı. Bu programda, kızların evde korunduktan sonra, ancak 8 yaşında devlet okullarına gidebilecekleri belirtiliyordu.
Fransız Devrimini yakından izleyen ve Rousseau ile Talleryrand hayranı olan İngiliz yazarı Mary Wollstonecraft, bu tepkisel eğilimi protesto etmeyi bir görev bildi. Wollstonecraft, «Kadın Haklarının Korunması» adlı yapıtında (1792), bu iki erkek yazara meydan okudu.
Rousseau'ya doğrudan tepkisini dile getirerek: Kadınların salt erkeği teselli etmek için yaratılmadığını... Bu cinsel yanlışın tüm cinsiyetimizin en değerli yönlerini kuşatan yanlış bir sisteme sahip olduğunu açıkladı. Ayrıca o, cinsel baskıdan kaçışın bir yolu olarak, tüm kadınlar için tam ve eşit eğitim isteminde bulundu. Baskıcı siyasaları savunmak için doğayı yardıma çağırma, kadının güvenine bırakıldı.
Rousseau şunu sözde «nesnel» bir gözlem olarak sunuyordu: «Oğlanlar sporları, gürültüyü ve etkinliği severler: topa tekme atmayı, trampet çalmayı, küçük arabalarını çekmeyi... Kızlar ise gösterişli şeyler ve süs eşyalarını severler; bebekler, aynalar, yüzükler, biblolar...» Wollstonecraft bu görüşe karşılık verdi: «Küçük kızlar hâlâ oturmaya ve biblolarla oynamaya zorlandıkça çocukların onları sevip sevmediğini kim söyleyebilir?»
ASKER KADINLAR
Tüm çağların en ünlü ve başanlı askeri komutanlarından biri de genç bir kız olan Jean-ne D'Arck'tı. (1412-31) Oysa tarihte kadınların çoğunlukta askerlikteki rolleri yadsınmıştır. Ancak, birçok ülkenin mitleri söylencelerinin kadın gibi asker ve hatta bizzat bütünüyle kadınlardan oluşan ordulardan söz etmesi yeterince garip görünüyor.

Eski Roma'da Savaşçı Amazon Heykeli: Söylencelere göre Amazon I u savaşçılar bir kadınlar toplumuydu.
Kızlar için, toplum tarafından dişi ve erkeğin farklı davranışları üzerine «doğal olmayan» ayrımlar yaratılması gündeme getiriliyor. Bu ayırımların yok edilmesi isteminde, Wollstonecraft eşit şans ve haklar için tartıştı.
Kadınlar tüm mesleklere girmeli ve politikada etkin olmalıydı. «İnsan (erkek) Hakları» için kavga «İnsan Hakları» biçiminde genişletilerek daha uygun bir hale getirildi.
Mary Wollstonecraft'in kitabı, zamanla onun ünlenmesini ya da oldukça saygın bir yer kazanmasını sağladı. Ancak zamansız ölümünden sonra o da unutulup gitti. Ancak gelecek kuşaklar John Stuart Mili'in Kadının Boyuneğişi Üzerine (1869) adlı yapıtında feminizmin büyük bildirgesini gördüler.
Çok seçkin İngiliz düşünürlerinden biri yani S. Mili tarafından hazırlanan bu görkemli deneme Avrupa ve ABD'deki kadın hareketi üzerinde önemli bir etki bıraktı. Mili, denemesini, bir anlamda en ortak yazarı kabul edilmesi gerektiği söylenen, ona esin kaynağı olan karısının ölümünden sonra yazdı. Her iki cinsiyete verilen «eşit» eğitim fırsatlarından hoşnut olmayan Mili, kadınlar için oy isteminde bulundu ve daha başkalarıyla birlikte kendini kadınların oy kullanma hakkını savunan topluluk içinde buluverdi.
Ancak yüzyılımıza değin gerçekleşmeyen bu hak, Lydia Beckerve Emmeline Pankhurst ile onun kızları ve daha nice insanın bu uğurda verdiği savaşım sonunda kazanılabildi.
KAYNAKLAR
Abadan Unat, Nermin (derleyen) Türk Toplumunda Kadın genişletilmiş ikinci bası, Araştırma,
Eğitim, Ekin Yayınları İstanbul, 1982
Arat, Necla, Kadın Sorunu, istanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi yayını No. 2776 İstanbul,
1980
Caporal, Bernard, Kemalizmde ve Kemalizm Sonrasında Türk Kadını, Türkiye İş Bankası Kültür
Yayınları Ankara, 1982
Tekeli, Şirin, Kadınlar ve Siyasal Toplumsal Hayat, Birikim Yayınları, İstanbul, 1982
- 12/06/2009 17:53 - TÜRKİYE'de Kadın Hareketleri
- 12/06/2009 17:50 - Kadınların Günümüz Dünyasındaki Yeri
- 12/06/2009 17:36 - Kadın Özgürlüğü
- 12/06/2009 17:32 - Cinsellik ve Cinsiyet
- 12/06/2009 17:16 - Erkeğin ve Kadının Toplumsal Rolleri
- 12/06/2009 17:14 - Çifte Standart
- 12/06/2009 17:10 - Cinsellik Ve Toplum
- 20/03/2009 21:25 - ABD'de Feminist Hareket















