
Cinsel Dürtüler biyopisikososyal bir varlık olan insanın vazgeçilmez bir parçasıdır. Her insanın doğasında var olan cinsel dürtüler uygun yer, uygun zaman ve koşullar altında boşalım sağlamak durumundadır.
Gerçek bir cinsel ilişki, mastürbasyon ya da rüyalar yoluyla bu gerçekleşir. Bilinçdışı süreçlerden önemli derecede etkilenen cinsel dürtülerin düşmanı ayıp, yasak, günah ve suçluluk duygularıdır.
Çocukluğundan bu yana ayıplanan cinsellik deşarj edilecek macerasını bulmak ister. Bastırmak ve sürekli ertelemek ise hedefine ulaşamayan bir enerji demektir. Bu enerji bireyin ruhsal yaşamında farklı bazı semptomlarla ortaya çıkabilir ve genellikle gereksiz bir çabadır. Cinsel yaşamı kötülemek, cinsel arzuları bastırmayı öğütlemek, yasaklarla içinden çıkılmaz hale getirmek, cinsel ilgi ve arayışlarda adayı cezalandırmak gibi tutumlar cinsel dürtüleri yok saymaz. Ya da kaybolduğu anlamına gelmez. Bu dürtüler bir başka şekilde deşarj olma yoluna gider. Ancak bu durum genellikle bireyi mutsuz edebilecek yollardır. Biyolojik bakımdan bakıldığında cinsel eylemin hedefi üremektir. Yani çocuk sahibi olmaktır. Son yıllarda çocuk ölüm oranları azaldığından ve de başkaca sosyal nedenlerden dolayı cinsel ilişki birincil biyolojik işlevinden çok zevk ve haz yönüyle bireylerin hayatında daha fazla yer almaktadır.
Cinsel arzunun hedefi hemen her zaman karşı cinstir. (heteroseksüeller için) hep birliktelikler ve eşleşmeler oluşturmak isteriz cinsel dürtüler evlilikte uzun süreli ilişkiler yoluyla, kısa süreli ilişkiler yoluyla geçici ilişkiler şeklinde olabilir. Ya da zaman zaman mastürbasyon toplumsal hayatımızın içinde yer alan cinsel dürtülerimiz hep çiftleşme/eşleşme yoluna gider. Kısa ya da uzun süreli ilişkiler kurarak cinsel dürtüler hedefine ulaştırmak istenir. Toplumsal bir yönüyle bu durum evlilikler ile şekil alır.
Cinsel dürtülerin uygun yaş, uygun zaman ve mekanda deşarj edilmesi arayışı genellikle toplumsal ve önemli bir kurum olan evlilikle desteklenir. Evliliklerin önemli bir parçasını oluşturur. Yasal ve kutsal hale dönüştürülerek birlikte yaşamın diğer tüm bileşenlerinden birisi olur. Ve evliliklerde öncelikler arasına girer.
İnsanlardaki gibi cinsel dürtüler biyolojik olarak hayvanlarda da vardır. Ancak bazı yönleriyle benzerlik, bazı yönleriyle farklılıklar gösterir. Hayvanların dişileri orgazm olmazlar. Buna karşın dişi insan orgazm olup derin bir zevk alma kapasitesine sahiptir. Dişi hayvanların yaşamlarının ancak belirli dönemlerinde cinsel ilişkide bulunabilirlerken dişi insanlar biyolojik açıdan hemen her yaşta ilişkiye girebilir durumdadır. Fakat kadının cinsel dürtüleri 28 günlük adet dönemi içinde büyük farklılıklar gösterir. Cinsel istek çoğu kez, adet döneninin ortalarına doğru doruklaşır. Adet kanaması yaklaşırken en alt seviyeye iner. Hayvanlarda erkekler, ancak dişi hazır olduğunda ilişkiye girebilirken; insanlarda ise kadın her zaman ilişkiye girebilecek durumda olduğundan erkeklerde de cinsel uyarım her an oluşabilir ve cinsel eylemde bulunabilir.
Cinsel dürtünün biyolojik yönü
İçgüdüsel olarak içimizde hissettiğimiz bu dürtüyü denetleyen ve oluşmasını sağlayan tabi ki beynimizdir. Cinsel davranışlarımızda beyin, korteks, hipotalamus ve çevresel sistemlerdeki birçok bölge etkin rol oynar. Beynimizin bazı bölgeleri yumurtalık ve sperm üretimini denetlerken; cinsel ilişki için ise cinsel organalrca salgılanan hormonlarla işbirliği yapan hipotalamusun denetimi altında oluşur. Yine hipofiz bezi de burada önemli bir işlev görür.
- 21/05/2011 19:05 - Sağlıklı Cinsel Yaşam, Cinsellikte Normallik ve Yeterlilik
- 21/05/2011 19:02 - Cinsel Mutluluğa Giden Yol
- 27/12/2010 18:43 - Aşk Oyunları
- 27/12/2010 18:37 - Cinsel İlişki Sıklığı
- 19/03/2009 20:28 - Pornografik Yaşam
- 19/03/2009 20:06 - Cinsel Uyarım Nasıl Başlar


















